HUMAN DESIGN NEDİR?
Human Design sistemi, yaşamın kullanım klavuzudur. Kadim öğretiler ve modern bilimin sentezlenmesiyle ortaya çıkan bir kendini tanıma aracıdır. Astroloji, Hindu-Brahmin çakra sistemi, Kabala, I-Ching gibi kadim öğretilerden ve kuantum fiziği, biyokimya ve genetik gibi modern bilimlerden yararlanmaktadır.
Human Design sistemi bir inanç sistemi değildir. Varlığınızın doğasının, genetik kodunuzun bir haritasıdır.
Dünyaya olmak için geldiğimiz gerçek benliğimizi tanımanın bir yoludur. Aslında tüm dinlerde, inanışlarda ve tüm evrensel kanunlarda tek bir ortak nokta vardır: “kendini gerçekleştirmek”. Olmak için doğduğumuz kişiyi tanımak ve yaşamak, kendi özümüzü keşfetmek ve o otantik kimliğimizle yaşadığımızda hayatı denge noktasından, olması gereken yerden yaşıyoruz ve bu nokta bize tüm kapıların açıldığı, ayaklarımızın altına kırmızı halıların serildiği, evrenin bizim için çalıştığı o nokta.
Human design sistemi ile, hangi enerjiler içimizde var, hangilerini dışarıdan alıyoruz, bunu ayırt edebildiğimizde kendimiz kabiliyoruz ve olmak için dünyaya geldiğimiz kişi olabiliyoruz!
Human Design, kendimiz olarak algıladığımız benlik ile gerçek benliğimiz arasındaki mesafeyi görmemizi sağlar.
Bizi çevremizdeki diğer insanlardan farklı ve özgün kılanın ne olduğunu bu sistemle keşfediyoruz. Yardım ve destek arayan çoğu insanın genelde bir arayış içinde olduğunu; çünkü yaşamlarının kariyer, ilişkiler, sağlık gibi alanlarında incindiklerini veya yaşama ruhen bağlı hissetmediklerini görüyoruz. Kolayca ve kendinden taviz vermeden yaşam amacınızı keşfetmenize, kendinizi anlamanıza, ilişkilerinizi iyileştirmenize yardımcı olan sistemdir.
Sizin için neyin doğru neyin yanlış olduğunu her zaman bilen içinizdeki derin parçayla bağlantı kurmanın nasıl bir his olduğunu hayal edin... Eşsiz olmak için doğduğunuzu, yaşayan diğer insanlardan ne kadar farklı olduğunu bilmenin ne kadar harika olacağını hayal edin.
Hepimiz birbirimizden farklı olmak için yaratıldık. Artık bu farklılıkları görebilir ve temasa geçebiliriz. Hayatlarımızı yaşamak ve gerçeğimizi kendi benzersiz yollarımızda ifade etmek için buradayız. Bunu anlamak omuzlarımızdan büyük bir yük kaldıracaktır. Kendi benzersizliğimizi anlamaya ve kabul etmeye başladığımızda, içimizde bir Şeyler açılır ve rahatlar, Koşullanma katmanları yavaş yavaş düşer ve olmamız gereken kişi, içsel özümüz ortaya çıkmaya başlar.
Otantik benlik veya gerçek benlik hakkında konuştuğumuzda, dünyaya direnç göstermeden ortaya çıkmak üzere tasarlanmış saf ve doğal davranışsal doğamızı kastediyoruz. Bunun için kullanılan diğer bir terim ise amacımız, burada bulunma nedenimiz olmak için doğduğumuz kişi olmaktır. Bu öz olmayan, gerçek benliğimizi maskeleyen koşullu programlamadır. Stratejimiz ve Otoritemiz aracılığıyla ben-olmayan yanlarımızın farkına varırız, yavaş yavaş her zaman mevcut olan, ancak hemen arkasında gizlenen otantik benliğimizin farkına varırız. Kendinden nefretin kaynağı öz olmayandadır. Üstlendiğimiz veya kendimize yüklediğimiz beklentilerden aslında nefret ederiz. Kendimizi tanıdığımız, Bildiğimiz, kabul ettiğimiz ve yaşamaya başladığımız zaman, doğal olarak kendimizi sevmeye başlayacağız. Kendini bilmek, kendini sevmenin yoludur. Human Design size bunun yolunu gösterir.
Tüm bu öğretilerin senteziyle hepimizin eşsizliğini fark etmemizi ve kendi bireysel varlığımızı keşfetmemizi sağlayan, bize yaşam kalitemizi yükseltebilecek pratik ve deneyimsel ipuçları sunan, bunları deneyimledikçe tutarlılığına hayran olduğumuz muazzam bir kendini tanıma aracı olarak düşünebiliriz Human Design’ı.
Kendi doğamızı, yetenek ve yatkınlıklarımızı derinden tanımamıza, evrenle daha kolay uyumlanmamıza ve tatmin dolu bir hayata geçişimize öncülük eder. Sistem aslında bize kendi kullanım kılavuzumuzu sunar, sonrası bize kalmıştır. Bize sunulan bilgileri kendi günlük deneyimlerimize dahil ederek, sistemin bizim için işe yarayıp yaramadığını kendimiz test ederek yolculuğumuzu derinleştirebiliriz. Bu açıdan bakıldığında Human Design, deneyimsel bir öğrenme süreci olan mantıksal ve ampirik bir sistemdir.
Human Design sisteminin bilimsel temellerinden biri, Nötrino olarak bilinen parçacıklardır. Evrende sürekli hareket ve akış halinde olan Nörtinolar, maddelerin içinden geçebilen ve bilgi taşıma kapasiteleri olan parçacıklardır. Doğumumuzdan yaklaşık 3 ay öncesi ve doğum anında bedenimizden geçen Nötrinoların taşıdığı bilgilerle her birimizin varoluşu şekillenir. Human Deisgnla bu bilgilerle şekillen varoluşumuzun “kullanım klavuzunu” bize anlatır.
Bu kullanım kılavuzu, bize kim olduğumuz gerçeğiyle mükemmel uyumlu bir şekilde yaşama fırsatı sunar ve bizim dışımızdaki dünyayla etkileşimlerimizde karşılıklı ahengi nasıl yakalayabileceğimizi gösterir. Yeteneklerimizi, becerilerimizi ve potansiyelimizi derinlemesine tanımamızı sağlayarak, bize bunları gerçekleştirmeniz için net bir yol haritası sunar. Bireysel doğamızın duyarlı ve koşullanmaya yatkın olduğu çevresel etkiler konusunda farkındalık kazanmamızı sağlar. Kendi özümüze uygun yaşayabilmek ve hayat amacımızı gerçekleştirebilmek için, kendi içsel rehberlik sistemimizle (yani doğru karar alma mekanizmamızla) bağ kurmamızı kolaylaştıran pratik teknikler sağlar.